|
|
|
|
ASKER UĞURLAMA |
|
Askerlik delikanlılık çağındaki kişiyi olgunlaştıran, pişiren
ona sorumluluk duygusunu kazandıran önemli bir evredir. Bu
yüzden yöremizde askerlik görevinin yerine getirilmesine büyük
önem atfedilir. Askerliğini yapanlar toplumda saygınlık
kazanırlar. Askere gidenlerin sayısı artınca gidiş gelişler
tam bir şenlik havasında olur. Asker beklemek, bin türlü
duygusallıklarla yüklü bir olaydır. Hele askerin anası,
yavuklusu, nişanlısı veya karısı ayrı bir hasretin içinde
oldukları gibi ailede de özellikle bu kişilere askerden
dönülünceye kadar sıcak, hoşgörülü bir yakınlıkla yaklaşılıp
muamele edilir. Kocası askerde olan gelinin gönlü kırılmaz,
anasının gönlü hoş tutulur. Kişi askere gitmeden ve geldikten
sonra konu-komşu ve akrabalarca davet edilir, ziyafetler
verilir. Askere gittiği zaman ise herkes gönlünden koptuğunca
yardımda bulunur. Askerlik dönüşü şenliklerle karşılanır,
ailesince kurban kesilir, ziyafetler verilir |
|
ÖLÜM
VE CENAZE TÖRENLERİ |
|
Ölümün herkes için kaçınılmaz bir son oluşu, dünyanın her
yanında ölüm çevresinde toplanan adetlere ve işlemlere
evrensel bir karakter kazandırmıştır. Bu evrensellik içinde de
olsa yöremizde ölüm olayı kendine has bir yöresellik arz
etmektedir. Ölüm halinde, önce durum okunan “sala” ile yaşanan
birimdeki halka bildirilir. Ölüm olayı duyulur duyulmaz
toplanan akraba ve ahali gerekli vecibeleri yerine getirdikten
sonra ölü evinde bir araya gelir. Yapılması gereken
vecibelerin başında da mezarın kazılması ve mezar taşlarının
temini gelir. Mezar elbirliğiyle kazıldıktan sonra hep
birlikte mezarlığa gidilir. Cenazeler evde fazla
bekletilmez.Defin işlemlerinin bir an önce bitirilmesine
gayret edilir. Cenaze yıkandıktan sonra namaz kılınır. Bu
arada ölünün ruhuna hediye için “hatim” okunur. Cenaze
omuzlarda taşınarak mezarlığa götürülür ve defin işlemi
tamamlanır. Talkın verilip fatihalar okunduktan sonra aynı
kalabalık toplu olarak ölü evinin önüne gelir, fatihalar
okunup evin büyüğüne baş sağlığı diler ve dağılırlar. Daha
sonraki günlerde uzak yerlerden taziyeye gelen kişiler,
komşularca ağırlanır.Ayrıca taziye evine komşuları tarafından
taziye süresince yemek gönderilir. Ölümden belli bir süreye
kadar, ölünün akraba ve yakınları saç sakal traşı olmazlar .
Kadınlar siyah elbiseler giyer, siyah puşular bağlarlar. Belli
bir süre sonunda komşu veya akrabalardan biri ölünün
yakınlarını berbere götürüp traşlarını yaptırır. Aynı kişinin
ailesi de kadınların siyah elbiselerini değiştirmelerini
sağlar. Böylece ölüm ve yas evi psikolojisinden kurtulan ölü
evi normal günlük yaşantısına döner. Daha sonra ölen kişinin
yaşı ve mal varlığına bağlı olarak “iskat” verilir,mevlit
okutulur. Ayrıca her bayramda mezarına gidilip kuru üzüm,
şeker gibi şeyler hayır olarak dağıtılır. |
|
YILBAŞI |
|
Yöremizde eskiden yılbaşı kutlamaları da ayrı bir geleneksel
yapı arz etmekte idi. Ancak yılbaşı kutlamaları miladi yılbaşı
olan 1 Ocak tarihinde değil, Rumi yılbaşı esas alınarak
yapılırdı ki bu da 13 Ocak tarihine tekabül etmekteydi. Bu
günde çocuklar ev ev dolaşır, portakal, pestil, ceviz, şeker
gibi şeyler toplarlardı. Gençler ise topluca gezer evlerin
toprak damlarına çıkar, bacadan mendillerini sarkıtırlardı. Bu
mendillere konan çerez türü şeyleri toplar, beraberce yer,
sabahlara kadar eğlenirlerdi. Ayrıca bu gecede Kalo-Fato oyunu
(kalkundur) oynanırdı. Yetenekli gençlerden biri ihtiyar
kılığına girer, eline bir baston alırdı. Gençlerden biri de
yaşlı bir kadın kılığına girerdi. Bunlar da bütün evleri
dolaşır, bir şeyler toplarlardı. Toplanan bu şeyler ya
birlikte yenilir ya da paylaşılırdı. Yağmurun yağmadığı,
yağışın az olduğu dönemlerde de artı biçimine getirilmiş çubuk
parçalarına erkek elbiseleri giydirilir, adam görüntüsü
verilir ve ev ev dolaşılıp un, yağ, şeker gibi şeyler
toplanır, bunlarla helva yapılıp yenir, bolluk ve bereket
olması dileklerinde bulunulurdu. |
|
|
|
<<<<Geri Dön |
|
|
 |