Karakoçan'da, Golan'da 18/04/2008
İlimiz
Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün Turizm Haftası kutlamaları dolayısıyla 16 Nisan
2008, Çarşamba günü Karakoçan’daydık. Bu şirin ilçemizde güzel bir gün geçirdik.
Bir minibüs ve bir yarım otobüsle yola koyulduk. Çok güzel bir yolculuktan sonra
Karakoçan’a ulaştık.
Karakoçan’da önce makamlarında Kaymakam Beyi ziyaret ediyoruz. Kaymakam Erdinç
Yılmaz, kısa görüşmemiz esnasında bile anlıyoruz ki idealist, çalışkan bir
yönetici. Az zamanda çok şeyler yapmak için gayret libasını kuşanmış bir aydın
insan. Üstelik birçok Karakoçanlıdan işittik; kaymakamlarını çok seviyor ve
ondan ümitvar olduklarını belirtmekten geri durmuyorlar.
İlçenin seçilmişi; Belediye Başkanı Nurettin Aslan’ı da ilk defa Kaymakam Beyin
odasında gördük, tanıdık. Kayda değer bir birliktelikle el ele, gönül gönüle bu
sıcak ilçeye daha çok hizmet getirmenin yollarını arıyorlar. Duygulanıyoruz,
içimiz kabarıyor.
Az sonra aşağıya iniyoruz ve program başlıyor. Öylesine mükemmel bir program ki;
bir Turizm Haftası kutlaması değil de, sanırsınız bir kültür-sanat etkinliği.
Karakoçan halkından yoğun bir ilgi, kalabalık bir katılım var. Ortalık insan
mahşeri…
Evvela İl Kültür ve Turizm Müdürümüz Tahsin Öztürk açış konuşmasını yapıyor.
Ardından Kaymakam Erdinç Yılmaz hitap ediyor. Mehter takımının gümbür gümbür
konseri başlıyor derken. Tarihin derinliklerinden bizlere haberler veriyor,
mesajlar getiriyor. Anlayanlara diyor ki; “Duyun, dinleyin; altı yüz küsur sene
Osmanlı’yı ayakta tutan sırrı çözmeye çalışın. Birlikten, bütünlükten kopmayın;
dirlikten, düzenden ayrılmayın. Geçmişte olduğu gibi bugün de, yarın da sizleri
bölüp parçalamak isteyenler çıkacak, aranıza nifak tohumu ekmek isteyenler eksik
olmayacaktır. Asla bu gibilere kanmayın, inanmayın, aldanmayın!”
Ceddimizin ihtişamı karşımızda canlandı; ceddimizin ihtişamı karşısında
gözlerimiz yaşardı. İçimizden geçti ki; yüreklerimiz toplu vurdukça bizleri top
sindiremeyecektir. Yerden göğe haklıdır Mehmet Akif! Bizi bizden çok kim
sevebilir; bize bizden daha dostane kim yaklaşabilir? Aynı Allah’a, aynı
peygambere, aynı kitaba inanan bir milletin çocuklarını birbirine düşürmek
isteyenlerin muradı elbet gözünde kalacaktır. Elbet onlar beni benden, bizi
bizden çok sevemezler. Onların niyetini artık dağdaki çoban, ana sınıfına giden
çocuk dahi biliyor. O niyeti bilmeyenler, sadece bilmek istemeyenlerdir!
Gözümüzde yaşlar bırakarak aynı ihtişamıyla meydanı terk etti Mehter Takımı.
Hafızamıza Niyazi Yıldırım’ın o ünlü Meydanlar şiirinden sesler döküldü:
Hayaller kalınca güdük
Açıldı surlarda gedik…
Mehter sustu, öttü düdük,
Rezil oldu pîr meydanı!
Sancaklar kalmasın aysız,
Bozoklar, Üçoklar yaysız
Soyunu bilmeyen soysuz
Düşmanına kor meydanı.
Sıra, Turizm Haftası dolayısıyla ilköğretim okulları ve liseler arasında açılan
şiir-kompozisyon yarışmasında derece alanlara ödüllerinin verilmesine gelmişti.
Çocuklar mikrofona gelerek şiirlerini, yazılarını bir olgunlukla sundular ve
verilen hediyeleri de aynı olgunlukla alarak yerlerine döndüler. Gözlerinde
deminki Mehteri yaratanların vak’arını okuduk biz onların. Ümidimiz çoğaldı,
sevgimiz arttı.
Ve derken orta yere miniklerden oluşan bir halk oyunları ekibi çıktı ki görmeye
değerdi. Birer birer kucaklamak geçti onları içimizden. Uçurtmalar gibi ruhumuzu
göklere saldılar, bayraklar gibi dalgalandık Karakoçan’ın engin ufuklarında. Ne
hoştu bu yavrular, ne hoş oynuyorlardı oyunlarımızı; ne hoş öğretmişti bu
oyunları onlara öğretenler! Kutluyorum demek, tebrik ediyorum demek ne kadar
hafif kalıyor bu başarı karşısında.
Merkezdeki program böylece bitmişti. Şimdi Golan Termal Tesisleri’ne gidecektik.
Golan’ı ilk görüşüm 2002 yazına rastlar. Ortalama yirmi kilometre mesafede Golan
Kaplıcaları Karakoçan’a. Meşelikler arasında döne dolana iniyorsunuz Peri Çayı
kıyısına.
Altı sene önceki Golan’la şimdiki Golan arasında dünyalar kadar fark var;
tanınmayacak kadar! O zamanki Golan Tesisleri pek iptidai, pek basitti. Oysa
şimdi tamamen modern, tamamen övgüye layık! Hanımlar için ayrı, erkekler için
ayrı kapalı sıcak su havuzları. Peri Çayı’na nazır bin kişilik lokanta; o kadar
insan burada yemeğimizi yedik. Ayrıca market, büfe, fırın, ocakbaşı, dayalı
döşeli Şark köşesi. Dağın göğsünde oldukça manzaralı, havadar; bir o kadar da
kullanışlı 40 pansiyon ev. Yatak odası, salon, mutfak, banyo, tuvalet içinde.
Karşıki dağda otlayan, oynaşan, örümcek adamlar gibi sarp kayalar arasından suya
inen, çıkan dağ keçileri…
Golan tesislerini yenileyen iş adamları Musa Akdoğan ve Cihan Ortaç’la konuştuk.
Her ikisi de mütevazı, her ikisi de Karakoçanlı ve Karakoçan’a hizmet
felsefesiyle soyunmuş bu işe. Dolayısıyla hiçbir masraftan kaçınmamış, hiçbir
hizmeti getirmemezlik etmemişler Golan Kaplıca Tesisleri’ne. Henüz inşaatı
bitmiş sayılmaz; bittiği gün iş yapacağına inandık biz buranın.
R.Mithat YILMAZ
Günışığı Gazetesi